Son yılların en ateşli öpücüğü.
AZ SONRA!!!
Merhaba, Sonunda kendi blog'umu oluşturmaya karar verebildim. Burada eşimin ve benim, zaman içerisinde çektiğimiz fotoğrafları sizlerle paylaşmanın en doğru içerik olacağını düşünüyorum. Sizlerin de yapacağınız yorumlar ile içerik daha da zenginleşecektir. Herkese şimdiden teşekkürler.(Arda) Yapılan darbe sonucu bu blog'a el konmuştur. Bundan sonra yazıları yukarıda "eş" olarak bahsedilen Ayşe yazacaktır. İçerik de Ayşe'nin o günkü ruh hali tarafından belirlenecektir. Ayşe Paşa




Bugün az buçuk manik bir moddayım. Çağrışımlarım çok hızlı. Aslında fotoğrafın başlığını “Sadrazam Hamamda” yapmayı düşündüm birden ama birden Ümran'ın sadrazam değil sadece kuzenim olduğu aklıma geldi. Ümran ve sadrazam arasındaki tek ilişki her ikisinin de hamamda bulunmuş olması ve bu fotoğrafta Ümiran’ın hamamda görüntülenmiş olması. Bu hamam Isparta Yalvaç’ta bulunan Pisidia Antiochia antik şehrindeki MS 1.yy’dan kalma Roma hamamı. 3-4 kere gittiğim bir yer burası. Son gidişimde tesadüfen karşılaştığım ve Çocukluğu Yalvaç’ta geçmiş birisi bu hamamdan kısa süre öncesine kadar gerçekten suyun akmakta olduğunu anlattı. İlginçti. O halini görmek isterdim. Benim hamamı ilk görüşüm tahminen 1994 yılının ağustos ayı ve o zaman da su yoktu.
“Sadrazam hamamda” ise kimin yazdığını bilmediğim bir şiir. Babam bahsederdi. hikayeye göre düzenbaz, pislik, dalavereci bir sadrazam hamama gider ve tellak kendisine kese atmaya başlar. Keseleme işleminin sonunda sadrazam ortadan kaybolur. Nedense bahsi geçen Sadrazamın Rüstem Paşa olduğuna dair bir hissiyatım var. Doğru mudur yanlış mıdır bilmiyorum. Merak eden araştırır, sonucu da bana bildirirse sevinirim. Başka işlerim var şu aralar.
Rüstem paşayla ilgili de yazacaklarım mevcut ama bu da başka zamana artık.

Annem mükemmel fotoğraflar çeker. Sağolsun sayesinde rahmetli babamla aynı karede görünmeyi başarabildiğimiz fotoğrafların sayısı oldukça sınırlıdır. Yıllarca süren çabalarımıza karşın anneme deklanşöre sadece bir parmakla basmayı öğretemedik.
Herneyse yıllar geçtikçe bu sorunun sadece parmakta bitmediğini, bir tarz olduğunu farkettim. Yık 2001. Annem ve babam uzun bir seyahatten dönüşte bana çektikleri fotoğrafları gösteriyorlar. Sıra objektife bakmış, sırıtan tanımadığım bir kadının fotoğrafına gelince annem, “Bak burada da baban ata biniyor, ben çektim” dedi. Önce anlamadım. Sonra fotoğrafın sağ alt köşesine baktım ve bir atın ayağı gerçekten orada duruyordu. Annemin çektiği fotoğraflarda çekmeyi amaçladığı şeyi gerçekten görebildiğini o gün anladım.
Günün fotoğrafı yine annem tarafından Çin’de çekildi (2006). Bunun bir budist rahibi olduğunu öne sürmesine karşın ben hala bıyıklı amcanın dilive göğüs ucunda kalmış durumdayım, ötesine geçemiyorum.
Pazartesi Windows live’ı keşfettim. bugün de onunla denemelere devam ediyorum. En sevdiğim yanı doğrudan blog sayfasına eklenecek şekilde fotoğraf ve yazı hazırlamaya yarayan bir işlevinin bulunması. Sevdim.
Günün fotosu yine Tibetten. Windows live kullanarak siyah-beyaz hale getirdim. Denedim birşeyler. PS ya da Gimp kadar karmaşık değil ve o kadar çok işlevi de yok ama benim gibi birinin taleplerini karşılıyor.
reklam yapmış da oldum bu sayede.
Bugün canım hiç çalışmak istemiyor. 1 saattir bilisayarın başındayım önce gazete okudum sonra da blo blog gezinmeye başladım. izleyicim pek yok biliyorum ama yine de Esra’nın blogunu tavsiye ederim. Sefine-i aşk. Gerçekten güzel. Son postu bana küçükken beraber oynadığımız oyunları hatırlattı.
Esra’nın en eski ve en sadık okuyucularından biriyim herhalde. Geçen hafta blog alemine katıldığından bahsetti. Sevindim. Hep “yazdıklarını yayınla, heba olmasın” derdim. Bir de baktım geçen yıl “Kendin için yazıyorsun, başkası için yazmıyorsun, yayını falan boşver, keyfine bak” demeye başlamışım.
Gelelim blog fotosuna. bugünün fotosu 19 mayıs 2007 Prag. Saat sabah 5-6 arası çekilmiş bir fotoğraf. Normalde sepia’lı görüntülere bayılırım. hatta karanlık odada çalışırken zamanında son banyona aynı etkisi alabilmek için kantinden aldığımız çaydan koyardık. hatta meyve çayı karıştırmak gibi dahiyane fikirlerim bile vardı. Neyse mezun oldum da beni BÜFOK’tan sürmediler. Yeni bir programı öylesine bir fotoda denerken birden sapia etkisi yarattım ve seviniverdim. İşte bu o fotoğraf. Seyfine bakınız efendim….